Otizm spektrumundaki bir çocukla iletişim, çoğu kişinin sandığı gibi "doğru kelimeleri bulmak" değildir. Mesele, çocuğun dünyasına davetsiz girmek değil, kapı açıldığında içeri girmeyi bilmektir. Aşağıda, günlük yaşamda hemen deneyebileceğiniz, bilimsel temeli olan yedi öneriyi topladım.
1. Çocuğun ilgisini takip edin
Onu sizin gündeminize çekmeye çalışmak çoğu zaman boşa kürek çekmektir. Bunun yerine bakışını, dokunduğu nesneyi, ilgilendiği oyunu izleyin ve oraya katılın. İletişim, ortak bir ilgi noktasında doğar.
2. Yere inin
DIR Floortime yaklaşımının kalbinde basit bir hareket var: çocuğun bulunduğu fiziksel ve oyun düzeyine inmek. Onunla aynı göz hizasına geldiğiniz an, bağ kurmanın da ilk adımını atmış olursunuz.
3. Bekleyin ve fırsat verin
Acele edip her şeyi onun yerine yapmayın. Birkaç saniyelik bir sessizlik bırakın; bu boşluk, çocuğa iletişimi kendisinin başlatması için bir davettir. Çoğu zaman en iyi davet, hiçbir şey söylememektir.
İletişim niyetini biz yaratmayız. Yalnızca ona yer açarız.
4. Az ama net konuşun
Uzun, sarmal cümleler bir çocuğun süzgecinde kaybolur. Onun yerine kısa ve somut ifadeler seçin. Gerektiğinde jestle, görsel bir ipucuyla destekleyin.
5. Tekrarı kucaklayın
Aynı oyunu, aynı şarkıyı yüzüncü kez oynamak yetişkine sıkıcı gelebilir. Oysa çocuk için bu tekrar, dünyayı öngörülebilir kılar ve güven verir. Sıkılan taraf siz olun, o değil.
6. Duyguları adlandırın
"Kızdın", "bunu çok sevdin", "bu seni korkuttu." Bu küçük cümlelerle çocuğun içinde olup biteni sözcüklere çevirirsiniz. Adı konan duygu, yönetilmesi daha kolay duygudur.
7. Küçük adımları kutlayın
Bir saniyelik göz teması. Parmakla bir işaret. Tek bir hece. Bunların her biri, dışarıdan küçük görünse de aslında dev birer kazanımdır; öyle de karşılayın.
Çocuğunuzun iletişimini birlikte nasıl güçlendirebileceğimizi bir ön görüşmede konuşabilir, ona özel bir yol planlayabiliriz.