Bu soruyu soran ailelerin sesindeki tedirginliği tanırım. Çocuk beklenenden geç konuşuyor ve internet bir anda iki uca savuruyor: "boş ver, geçer" ile "acaba otizm mi?". İkisi de yardımcı değil. Bu yazıda, bir dil ve konuşma terapistinin bu iki tabloyu ayırırken neye baktığını sade bir dille anlatmak istiyorum. Baştan söyleyeyim: kelime sayısı, sandığınız kadar belirleyici değildir.
Asıl mesele kelimeler değil, iletişimin kendisi
Aileler genelde "kaç kelime söylüyor" diye sayar. Oysa benim asıl baktığım şey kelime değil, iletişim niyeti ve sosyal etkileşim. Bir çocuk henüz tek kelime söylemiyor olabilir; ama gözünüze bakıyor, parmağıyla gökyüzündeki uçağı gösterip size dönüyor, "bak!" der gibi paylaşıyorsa — bu çocuk konuşamıyordur, ama konuşmak istiyordur. İşte bütün fark burada başlar.
Yalnızca "geç konuşan" bir çocukta tipik olarak korunan şeyler
Sadece dil gelişimi geriden gelen (geç konuşan) çocuklarda şu beceriler genellikle yerli yerindedir:
- Paylaşmak için işaret etme — yalnızca isteğini değil, ilgisini de gösterir ("bak anne, köpek!")
- Göz teması ve karşılıklı, paylaşılan gülümseme
- Adıyla seslenince tutarlı biçimde dönüp bakma
-mış gibi(sembolik) oyun — muzu telefon yapmak, bebeğe yemek yedirmek- Derdini jest, mimik ve beden diliyle anlatma çabası
Otizm yönünde dikkat ettiğimiz erken işaretler
Otizm spektrumunda fark yalnızca konuşmada değil, iletişimin temelindedir. Şu işaretler bir değerlendirmeyi öne çeker:
- 12 ay civarında el sallama, işaret etme, "ver/al" gibi jestlerin belirgin biçimde az olması
- Adıyla seslenince tutarlı tepki vermemesi
- Göz temasının sınırlı veya kaçamak olması
- İstemek için işaret etse bile paylaşmak için gösterme davranışının az olması
- Nesneleri sıralama, tekerleği döndürme gibi tekrarlayıcı, dar ilgiler
- Rutindeki küçük değişikliklere aşırı tepki
- Daha önce söylediği kelimeleri ya da göz temasını yitirme (regresyon) — bu her durumda mutlaka değerlendirilmelidir
Geç konuşan çocuk "henüz konuşmuyor"dur. Otizm söz konusu olduğunda ise fark yalnızca konuşmada değil, iletişimin kendisindedir.
"Bekle gör" tehlikesi her ikisi için de geçerli
Şunu net söyleyeyim: bu ayrımı tek bir gözlemle, evde, bir blog yazısıyla koymak mümkün değildir. Otizm; M-CHAT-R gibi bir tarama ardından, çocuğu farklı açılardan gören bir ekibin yaptığı kapsamlı bir değerlendirme ister. Amacım sizi teşhise itmek değil, beklememeniz gerektiğini anlatmak. Çünkü her iki tabloda da kazanan strateji aynıdır: erken müdahale.
Bir dil ve konuşma terapisti olarak benim rolüm
Ben çocuğunuzun dil ve iletişim gelişimini değerlendiririm. Otizm tanısını tek başıma koymam — bu, çocuk psikiyatristi veya nöroloğunun da içinde olduğu bir ekip işidir; gerektiğinde sizi doğru adrese yönlendiririm. Ama güzel haber şu: erken iletişim desteği, kesin tanıyı beklemek zorunda değildir. DIR Floortime ve ETEÇOM gibi etkileşim temelli yöntemler, "geç konuşan" çocukta da, otizm sürecindeki çocukta da çocuğun ilgisinden yola çıkarak iletişim niyetini büyütür. Yalnızca geç konuşma ihtimalini merak ediyorsanız çocuğum geç konuşuyor yazıma, otizmli çocukla iletişimi güçlendirmenin pratik yollarını ise otizm önerileri yazımda bulabilirsiniz.
Peki şimdi ne yapmalı?
Yukarıdaki işaretlerden biri içinizi kemiriyorsa, "kız/erkek fark eder mi", "akrabamızda da geç konuşan vardı" gibi cümlelerle aylar kaybetmeyin. Bir ön görüşmede çocuğunuzun iletişimine birlikte bakalım. Endişeniz yersizse içiniz rahatlasın diye açıkça söylerim; bir adım gerekiyorsa da yol haritasını birlikte çizeriz.